top of page

Evlilik Görüşmesinde Nelere Dikkat Edilmeli? Birini Tanırken Kendinizi Kaybetmeyin

Feyza Kaya
6 Eyl
6 dakikada okunur

Evlilik görüşmesi, hayatınızın en önemli kararlarından birine giden yol olabilir. Ama bu, ilk kahvede o kararı vermeniz gerektiği anlamına gelmez. İlk görüşmeye “Bu kişiyle evlenecek miyim?” sorusuyla girdiğinizde, daha karşınızdaki insanı tanımadan kendinizi bir karar baskısının içine sokabilirsiniz.


Kendinize şu cümleyi hatırlatın: Ben ilk defa bir insanı tanıyorum. Şimdilik yapmam gereken, onu anlamak ve kendi içimde ne olduğunu fark etmek. Süreç sizin makul zamanlamanıza uygun biçimde yürürse yürür; acele ettirilmeniz de, belirsizlik içinde gereksiz yere bekletilmeniz de başlı başına bir veridir.


Kısa cevap: Evlilik görüşmesinde dikkat etmeniz gereken şey, karşınızdakini bir günde “eş adayı olarak onaylamak” değil; değerleriniz, duygularınız, çekiminiz, güven hissiniz ve kişinin davranışlarının zaman içindeki tutarlılığı hakkında gerçek veri toplamaktır.


İlk evlilik görüşmesinde karar vermek zorunda mısınız?


Hayır. İlk görüşmenin görevi evliliğe karar vermek değil, ikinci bir görüşmeyi isteyip istemediğinizi anlamaktır. İkinci görüşmenin görevi de nişana karar vermek değildir. Her aşama, yalnızca bir sonraki aşama için yeterli merak, güven ve uyum olup olmadığını gösterebilir.


Bazı insanlar birini tanıdıkça ısınır. Bazılarıysa çekimini, isteğini veya isteksizliğini daha hızlı fark eder. Bu iki tarzdan biri daha olgun ya da daha doğru değildir. Kendinizi başkasının hızına uydurmak yerine, sizin nasıl bağ kurduğunuzu fark etmek daha faydalıdır.


Evlilik görüşmesinde önce kimi anlamaya çalışmalısınız?


Elbette karşınızdaki kişinin davranışlarını anlamaya çalışacaksınız. Fakat bütün dikkatinizi “Beni beğendi mi, niyeti ciddi mi, neden bunu söyledi?” sorularına verirseniz daha önemli bir şeyi kaçırabilirsiniz: Siz ne hissediyorsunuz? Sizin kriterleriniz karşılanıyor mu? Bu kişinin yanında kendiniz gibi davranabiliyor musunuz?


Aileniz ve evli arkadaşlarınız faydalı şeyler söyleyebilir. Yine de onların tecrübesi sınırsız değildir; çoğu insan evlilik hakkında büyük ölçüde kendi evliliği, kendi mizacı ve yakın çevresinde gördüğü birkaç ilişki kadar şey bilir. İstişare edin ama kararınızı başkalarının kişisel hikâyelerine teslim etmeyin. Bazen anlaşılmamayı da kabul etmek gerekir.


Karşınızdaki kişiyi çekici bulmanız gerçekten önemli mi?


Evet, önemlidir. Hem kadınların hem erkeklerin dış görünüş ve çekimle ilgili, dışarıdan bakıldığında “yüzeysel” bulunabilecek tercihleri olabilir. Bu tercihleri aşırı katı bir kontrol listesine dönüştürmek insanı zorlayabilir; fakat çekiminizi zorla üretmeniz de mümkün değildir.


İlk bakışta büyülenmeniz gerekmez. Fakat görüşmeler ilerledikçe gözünüzün o kişiye alışması, bir ülfet oluşması ve onu eş olarak düşündüğünüzde belli bir yakınlık hissetmeniz gerekir. Kişiyi tanıdıkça çekim hâlâ hiç oluşmuyorsa, bunu ahlaki bir kusur gibi görmenin anlamı yoktur.


Aynı nedenle kimseyle yalnızca “çok iyi çocuk” veya “çok iyi kız” olduğu için evlenilmez. Bu, karşınızdaki insana da haksızlık olur. Her iyi insanla arkadaş olmadığınız gibi, her iyi insanla da iyi bir eşleşme oluşturmazsınız. İki iyi insan birbirine iyi eş olmayabilir.


Beyaz atlı prens ya da kusursuz eş aramakla temel uyumu aramak aynı şey mi?


Hayır. Karşınızdaki kadın ya da erkek sizin bütün ihtiyaçlarınızı eksiksiz karşılayan kusursuz bir karakter olmayacak. Burada yapılması gereken, insani kusurlarla temel uyumsuzlukları ayırmaktır. Dağınıklık, utangaçlık veya farklı bir mizah anlayışı bir kusur olabilir; çocuk isteği, yaşam biçimi, para anlayışı, aile sınırları, dinî pratikler veya nerede yaşayacağınız konusundaki köklü çatışmalar ise bambaşka bir düzeydedir.


Mükemmeliyetçilik “daha iyisi vardır” diye her ilişkiyi sabote edebilir. Ama bunun tersi de risklidir: “Kimse mükemmel değil” diyerek sizi yıllarca zorlayacak temel bir uyumsuzluğu önemsizleştirmek.


İlk haftalardaki yoğun ilgi ve romantizm ne kadar şey söyler?


İlişkilerin ve evlilik görüşmelerinin ilk dönemi daha heyecanlı, daha dikkatli ve daha idealize olabilir. Hediyeler, uzun konuşmalar, güzel sözler, gelecek planları ve yoğun ilgi elbette hoş şeylerdir. Fakat bunlar tek başına ilişkinin kalitesini kanıtlamaz. Asıl ayırt edici veri, bu ilginin zaman içinde ne kadar tutarlı olduğudur.


“Love bombing” kelimesi bugün çok gevşek kullanılabiliyor. Yoğun ilgi gösteren herkes manipülatif değildir. Daha anlamlı soru şudur: Yakınlık çok hızlı kuruluyor, büyük sözler çok erken veriliyor, sizden aynı hız bekleniyor ve sonra ilgi belirgin biçimde geri mi çekiliyor? Sözlerle davranışların sürekliliğine bakın.


Özellikle ilişki ciddileştiğinde kişiye yeniden bakın. Aileler devreye girdiğinde, zamanlama konuşulduğunda, sorumluluk paylaşımı başladığında, para veya organizasyon gibi somut konular ortaya çıktığında nasıl davranıyor? Başlangıçtaki romantizm güzel olabilir; karakterin daha görünür olduğu yer çoğu zaman ciddiyet evresidir.


Ghosting ve reddedilme sizin hakkınızda ne söyler?


Evlilik niyetiyle tanışıyor olmak, insanların her zaman olgun ve özenli davranacağı anlamına gelmiyor. Ghosting, kaba bir geri çekilme, açıklamasız soğuma veya iletişimi bir anda kesme bu süreçlerde de yaşanabiliyor. Bunların yaygın olması onları doğru yapmaz; fakat birinin iletişim biçimi sizin değerinizi ölçen bir cihaz da değildir.


Reddedilmek çoğu zaman “yetersiz bulunmak” değil; uyum, çekim, zamanlama, beklenti veya karşı tarafın kendi kapasitesiyle ilgili bir sonuçtur. Çok çekici, başarılı, iyi niyetli insanlar da reddedilir ve kalpleri kırılır. Siz de birilerini reddedeceksiniz. Reddetme ve reddedilme, iki kişinin eşleşmeye çalıştığı bir sürecin doğal parçasıdır.


Her şeyi ilk görüşmede konuşmak gerekir mi?


Hayır. İlk görüşmeyi mülakata çevirmek, karşınızdaki insan hakkında çok veri topladığınız hissini verebilir ama gerçek tanışmayı zorlaştırabilir. İlk görüşmelerde temel yaşam yönünü, değerleri ve iletişim hissini anlamak yeterli olabilir; çocuk, para, aile sınırları, iş, şehir veya ülke değişimi, roller ve benzeri daha ayrıntılı başlıklar süreç ciddileştikçe katman katman konuşulabilir.


Şeffaflık değerlidir; fakat her şeyi konuşarak çözmek zorunda değilsiniz. Sizin için açık bir red flag veya vazgeçilmez bir sınır ihlali oluştuysa, bunun üzerine saatlerce konuşmak o gerçeği mutlaka değiştirmez. Bazı konuşmalar ilişkiyi geliştirir; bazı konuşmalar ise yalnızca zaten gördüğünüz uyumsuzluğu yeniden müzakere etmeye çalışmaktır.


“Her şeyi çok iyi ama şurası uymuyor” dediğinizde ne yapmalısınız?


O “şura”nın ne olduğuna bakın. Küçük bir tercih mi, yoksa sizin için evliliğin günlük hayatını belirleyecek temel bir konu mu? İkinci gruptaysa karşınızdaki insanı o noktada değiştirmeyi proje hâline getirmeyin.


Bir insan değişebilir; fakat evlilik planı “nasıl olsa sonra değişir” varsayımına kurulamaz. Mümkün olduğunca kişinin bugünkü hâliyle evlenebiliyor olmanız gerekir. Potansiyeline, size verdiği söze veya sizin onu dönüştürme becerinize değil, şu anda tekrar tekrar gösterdiği karaktere ve hayat biçimine bakın.


Mesajlaşmak ve telefon konuşmaları birini tanımak için yeterli mi?


Genellikle hayır. Mesaj ve telefon faydalı bir ön tanışma sağlar ama insanı dar bir kanaldan gösterir. Yüz yüze görüşmede ses tonu, dikkat, beden dili, sessizlikle ne yaptığı, sınırlarınıza yaklaşımı, çevredeki insanlara davranışı ve aranızdaki fiziksel çekim hakkında çok daha fazla veri oluşur. Bu nedenle yüz yüze görüşmeyi gereksiz yere aylarca ertelememek iyi olur.


Ayrıca ilişkinizin yalnızca baş başayken nasıl olduğu yetmez. O kişinin ailesinin yanında, sizin ailenizin yanında, arkadaşların veya üçüncü kişilerin olduğu ortamlarda size nasıl davrandığına bakın. Sizinle kurduğu ittifak başkaları geldiğinde kayboluyor mu? Tonu değişiyor mu? Sınırlarınızı savunabiliyor mu? Evlilik iki kişilik bir bağdır ama boşlukta yaşanmaz.


Nişan, ailelerin tanışması ve organizasyonlar neden gerçek hayat provası olabilir?


Nişan veya geleneksel hazırlıklar size gereksiz, masraflı ya da eski moda gelebilir. Üstelik “yük çıkarmayayım, kolay olayım” diye düşünmek de anlaşılır. Fakat bu tür süreçlerin bir faydası vardır: İki kişinin gerçek hayatta bir şeyi birlikte organize etmesini, ailelerle sınır kurmasını, para ve sorumluluk konuşmasını ve stres altında nasıl iş birliği yaptığını görünür hâle getirir.


Şartları sırf test etmek için zorlaştırmak gerekmez. Ama makul ve toplumda olağan sayılabilecek beklentilerinizi de yalnızca “zor biri gibi görünmeyeyim” diye sıfırlamayın. Bir ilişki, ihtiyaçlarınızı hiç dile getirmediğiniz için sorunsuz görünüyorsa o uyum henüz test edilmemiş olabilir.


Evlilik görüşmesini akılla mı, kalple mi, bedenle mi değerlendirmelisiniz?


Üçüyle de. Akıl size değerleri, yaşam planını, tutarlılığı ve riskleri gösterir. Duygularınız o kişiye doğru bir merak, yakınlık ve özlem olup olmadığını anlatır. Bedeniniz de rahatlama, gerilme, kapanma veya canlılık gibi sinyaller verebilir.


Fakat beden sinyallerini ne mutlak hakikat ne de anlamsız gürültü sayın. Kaygılı biri iyi bir ihtimal karşısında da gerilebilir; çok güçlü kimya ise uyumsuz bir kişiyi olduğundan daha doğru gösterebilir. Sinyalleri zaman içinde, davranışlarla birlikte okuyun.


İstişare bu noktada kıymetlidir: Güvendiğiniz insanlar sizin görmediğiniz bir noktayı gösterebilir. Ama istişarenin amacı kararınızı devralmak değil, kör noktalarınızı azaltmaktır. Kendi hislerinizi dış seslerin arasında kaybetmeyin. Kalbinizin ısınması için kendinize makul bir zaman verin; ama olmayan bir duyguyu da sırf “evlenmem gerekiyor” diye üretmeye çalışmayın.


Evlenmek istemek ile o kişiyle evlenmek istemek aynı şey mi?


Değil. Çok evlenmek istemek, zaman baskısı hissetmek veya artık hayatınızın bu aşamasına geçmek istemek, karşınızdaki kişiye dair duygularınızı büyütebilir. Bazen insan “bu kişiyi istiyorum” ile “artık evlenmek istiyorum” arasındaki farkı ancak kendine dürüstçe sorunca görür.


Tersi de mümkün: Çok güçlü çekim, temel farklılıkların küçük görünmesine yol açabilir. Fakat hiçbir çekim aynı yoğunlukta sonsuza kadar sürmez. Evlilik yalnızca kimyayla taşınamaz. Sizi çeken ama hayatınızın temel yönlerinde çok uzak olduğunuz biriyle uzun vadeli uyum ayrı bir sorudur.


Bu yüzden ne yalnızca evlenme arzunuzla ne de yalnızca çekiminizle karar verin. Aradığınız şey; kusursuz olmayan ama olduğu hâliyle kabul edebildiğiniz, size çekici gelen, temel değerlerde uyumlu ve ciddiyet arttıkça sorumluluğu da artan bir insandır.


Evlilik görüşmesinden sonra kendinize hangi soruları sorabilirsiniz?


  • Bu kişiyi mi istiyorum, yoksa evlenmiş olmayı mı istiyorum?

  • Bu kişiyi bugünkü hâliyle kabul edebilir miyim; yoksa zihnimde değiştirdiğim bir versiyonuyla mı evleniyorum?

  • Tanıdıkça çekimim, ülfetim ve merakım artıyor mu, azalıyor mu, yoksa hiç oluşmuyor mu?

  • Sözleriyle davranışları zaman içinde tutarlı mı?

  • Süreç ciddileştikçe sorumluluk alıyor mu, yoksa ilk dönemdeki ilgisi geri mi çekiliyor?

  • Aileler ve üçüncü kişiler devreye girdiğinde bana olan saygısı ve sınırları değişiyor mu?

  • Makul ihtiyaçlarımı söyleyebiliyor muyum, yoksa ilişki bozulmasın diye kendimi küçültüyor muyum?

  • Hayatın temel başlıklarında gerçekten uyumlu muyuz?

  • Bir red flagi “konuşursak düzelir” diyerek sürekli açıklamaya mı çalışıyorum?

  • Kararımın ana motoru sakin bir istek mi, korku mu, yalnızlık mı, yoğun heyecan mı?


Evlilik görüşmesinin amacı kusursuz birini bulmak değildir. Amaç, sizin için yeterince uyumlu, güvenilir ve çekici bir insanı makul bir sürede gerçeğe yakın hâliyle tanımaktır.


İlk görüşmede bütün evliliğe karar vermeyin. Ama kendinizi yok sayarak sonsuza kadar da veri toplamayın. Bir insanı tanıyın, sürekliliğe bakın, ciddiyetteki hâlini görün, dış sesleri dinleyin ama direksiyonu vermeyin. Sonunda evlenecek olan sizsiniz; o hayatın içinde yaşayacak olan da sizsiniz.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page