“Ben Şunu Yaptım ve Evlendim”: Evlilik Gerçekten Bir Başarı mı?
Evlilik hakkında konuşurken sık sık benzer hikâyeler duyuyoruz: “Ben sosyalleşmeye başladıktan sonra eşimle tanıştım.” “Şu duayı okudum, kısa süre sonra evlendim.” “Daha feminen oldum.” “Kriterlerimi değiştirdim.” “Kendime yatırım yaptım.”
Bazen bunların daha iddialı versiyonu geliyor: “Ben en iyisini kaptım.”
Bu cümlelerin altında fark edilmesi zor bir varsayım var: Ben doğru şeyleri yaptım ve bunun sonucunda evlendim.
Diğer tarafta uzun zamandır evlenmek isteyen biri varsa mesaj farklı duyulabiliyor: “Demek ki ben yeterince uğraşmadım. Yeterince güzel değilim. Yeterince sosyal değilim. Bir şeyleri yanlış yapıyorum.”
Ve evlilik, farkında olmadan bir kişisel başarı göstergesine dönüşüyor.
Evlendikten sonra geçmişimizi yeniden yazıyoruz
İnsan zihni olan bitene bir hikâye vermeyi sever. Özellikle güzel bir sonuç elde ettiğimizde geriye dönüp o sonuca nasıl ulaştığımızı açıklamak isteriz.
“Tam kendimi akışa bıraktığım dönemde karşıma çıktı.” Belki gerçekten öyledir. Ama aynı dönemde kendisini akışa bırakıp kimseyle tanışmayan binlerce insan olabilir.
“Arkadaşlarımın davetlerine gitmeye başladım, orada eşimle tanıştım.” Bu da doğrudur. Fakat aynı sayıda davete gidip hâlâ eşiyle karşılaşmamış başka biri de vardır.
“Şu duayı etmeye başladım, üç ay sonra evlendim.” Dua kıymetlidir; fakat belirli bir duayı belirli sayıda okumanın evliliği garanti eden bir formül olduğu sonucu çıkmaz.
İki olayın peş peşe gerçekleşmesi, ilk olayın ikincisini mutlaka meydana getirdiğini göstermez.
Daha çok sosyalleşmek işe yaramaz mı?
Yarar. Yeni ortamlara giren birinin yeni insanlarla tanışma ihtimali artar.
İletişim becerilerinizi geliştirmek, bakımınıza dikkat etmek, ilişki konusunda kendi sorunlarınızı fark etmek, çevrenizi genişletmek ve insanlara biraz daha açık olmak eşleşme ihtimalinizi artırabilir.
Ama ihtimali artırmak, sonucu kontrol etmek değildir.
Daha çok sosyalleşmek sizin kontrolünüzdedir. Kiminle karşılaşacağınız değildir. Bir ilişkiye şans vermek sizin kontrolünüzdedir. Karşınızdaki insanın sizi istemesi değildir.
Tavsiye başka, reçete başka
“Biraz daha sosyalleşmek faydalı olabilir” başka bir cümledir. “Evlenemiyorsan yeterince sosyalleşmiyorsundur” başka.
“Kriterlerini zaman zaman gözden geçirmek iyi olabilir” başkadır. “Bu yaşına kadar evlenmediysen kriterlerin çok yüksek” başka.
“Kendine bakım yap” başkadır. “Biraz daha alımlı olsan biri seni ister” başka.
Birinciler insana seçenek sunar. İkinciler sonucu insanın karakterine bağlar.
Çünkü evlilik tek kişinin gerçekleştirdiği bir başarı değildir.
Evlilik bireysel bir proje değildir
Bir sınava çalıştığınızda ya da bir mesleki beceri kazandığınızda emeğiniz ile sonuç arasında güçlü bir ilişki vardır. Evlilik öyle değildir. Çünkü ortada başka bir insan vardır.
Sizin hazır olmanız yetmez. Karşınızdaki kişinin de hazır olması gerekir. Sizin onu beğenmeniz yetmez. Onun da sizi beğenmesi gerekir. Aynı değerleri paylaşmanız, hayat planlarınızın ve zamanlamanızın uyuşması gerekir.
Kısacası evlilikte sonuç yalnızca sizin performansınıza bağlı değildir.
“Ben başardım” yerine belki daha doğru cümle şudur: “Ben elimden gelen bazı şeyleri yaptım ve sonra nasip oldu.”
“Ben en iyisini kaptım” düşüncesindeki problem
Evliliği başarı olarak gördüğümüzde eş seçimi de yarışmaya dönüşüyor: Kim daha güzelini aldı? Kim daha zengin biriyle evlendi? Kimin eşi daha yakışıklı? Kim daha erken evlendi?
Oysa insanlar kapılacak şeyler değildir. Evlilik de pazardaki en iyi ürünü herkesten önce almak değildir.
Üstelik “en iyi” dediğimiz şey son derece kişiseldir. Bir insanın sizin için iyi bir eş olması, başka biri için iyi bir eş olacağı anlamına gelmez.
İlişki uyumdur. Sıralama değildir.
Evlenen insanlar gerçekten daha mı becerikli?
İlişki konusunda oldukça olgun insanlar yıllarca evlenmeyebilir. Çok güzel kadınlar bekâr kalabilir. Yakışıklı, başarılı ve sosyal erkekler doğru kişiyle karşılaşamayabilir.
Diğer tarafta ilişki konusunda hiçbir özel bilgisi olmayan biri genç yaşta hayatının insanıyla tanışabilir. Kendisi üzerinde hiç özel çalışma yapmadan evlenen insanlar da vardır.
Evlenebilmek ile iyi bir evlilik kurabilmek aynı beceri değildir.
Evlilik törenine ulaşmak bir insanın ilişkiler konusunda başarılı olduğunun nihai kanıtı değildir. Asıl mesele ondan sonra başlar.
Evlilik CV'nizin ödülü değildir
En zarar verici inanışlardan biri şu: İyi insanlar sonunda iyi bir eşle evlenir. Kendini geliştiren evlenir. Güzel olan evlenir. Sosyal olan evlenir. Doğru davranan evlenir.
Bu düşüncenin doğal devamı çok acımasızdır: Evlenemediysen bir yerde eksiksin.
Oysa hayat liyakat sistemi gibi işlemiyor. Evlilik insanlara karakter puanlarına göre dağıtılan bir ödül değildir.
Evlendiğiniz için daha değerli olmadığınız gibi, evlenemediğiniz için de daha değersiz değilsiniz.
Dua da pazarlık değildir
Dini tavsiyelerde de benzer bir problem ortaya çıkabiliyor: “Şu sureyi şu kadar oku.” “Şu duayı her gece yap.” “Ben bunu yaptım, ardından kısmetim çıktı.”
Dua insan ile Allah arasındaki çok kıymetli bir bağdır. Fakat dua, sonucu kontrol ettiğimiz bir pazarlık mekanizması değildir.
İnsan dua eder, ister, ümit eder ve gayret eder. Fakat sonucun ne zaman ve hangi biçimde geleceğini belirleyemez.
Bu nedenle dua eden ama henüz evlenmemiş birine “Demek ki yeterince istemedin” veya “Doğru dua etmedin” demek insafsız bir yaklaşım olabilir.
Nasip demek hiçbir şey yapmamak değildir
“Nasipse zaten olur” deyip hayattan çekilmek gerekmez. İnsan çevresini genişletebilir, tanıştırmalara açık olabilir, kendi sorunları üzerinde çalışabilir, uygun gördüğü insanlara şans verebilir ve dua edebilir.
Sebeplere sarılmak başka şeydir; sebepleri sonucu garanti eden formüller zannetmek başka.
Belki evlilik konusunda ihtiyacımız olan denge tam olarak budur: Elimizden geleni yapmak ama hayatın tamamının elimizde olduğunu zannetmemek.
Evlenenlerin de biraz tevazuya ihtiyacı var
Mutlu bir evlilik yapan biri kendi tecrübelerini paylaşabilir. Bazı tavsiyeleri gerçekten faydalı olabilir.
Ama tecrübe paylaşırken şu cümleyi zihnin bir köşesinde tutmak iyi olabilir: “Benim hayatımda böyle oldu. Herkesin hayatında böyle olmak zorunda değil.”
Belki o davete gitmek sizin seçiminizdi. Ama eşinizin de o davete gelmesi sizin seçiminiz değildi. Onunla konuşmak sizin seçiminizdi. Onun da size ilgi duyması sizin seçiminiz değildi.
Hayatta bazı kapıları biz çalarız. Ama hangisinin açılacağı her zaman bizim elimizde değildir.
Belki gerçekten sadece nasip oldu
İnsanın elinden geleni yapması, kendini geliştirmesi ve ilişki kurmayı öğrenmesi değerlidir. Ama bütün bunların değeri yalnızca sonunda evlenip evlenmemesine bağlı değildir.
Belki daha sosyal olduğunuz için daha fazla insanla tanıştınız. Belki kendinizi tanıdığınız için yanlış bir ilişkiye girmediniz. Belki ettiğiniz dua size sabır verdi.
Ama eşinizle karşılaştığınız o anın bütün nedenlerini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz.
İnanan biri için bütün bunların üzerinde bir kelime vardır: Nasip.
Bu nedenle evlenen insanın söyleyebileceği en zarif cümle belki şudur: “Ben de elimden geleni yaptım. Ama nihayetinde nasip oldu.”
Henüz evlenmemiş insana söylenebilecek en insaflı cümle de: “Belki sen yanlış bir şey yapmıyorsun. Henüz olmadı.”



Yorumlar