
Düğün mü İstiyoruz, Evlilik mi? Evliliği Zorlaştıran Görünmez Beklentiler
Bazen “Neden evlenemiyorum?” sorusunun cevabını yalnızca doğru insanı bulamamakta arıyoruz. Oysa evlenmek için artık yalnızca iki insanın birbirini sevmesi, anlaşması ve birlikte bir hayat kurmaya karar vermesi yetmiyor gibi.
Önce aileler tanışacak. Sonra isteme olacak. Söz mü nişan mı, ikisi birlikte mi? Nişan nerede yapılacak? Kına olacak mı? Bekârlığa veda? Dış çekim? Nikâh ayrı mı? Düğün ayrı mı? Ev nasıl döşenecek? Balayı nereye olacak? Bir de bütün bunların nasıl görüneceği var.
Çünkü artık yalnızca evlenmiyoruz; evlendiğimizi gösterilebilir bir hikâyeye dönüştürüyoruz. Belki de bu yüzden yalnızca “Doğru insanı buldum mu?” sorusunu değil, başka bir soruyu da sormamız gerekiyor: Biz gerçekten evlilik mi istiyoruz, yoksa evlilikle beraber gelmesi gerektiğine inandığımız hayat paketini mi?
Düğün beklentileri evliliği zorlaştırabilir mi?
Evet, zorlaştırabilir. Ama mesele düğün yapmak ya da güzel şeyler istemek değil. Mesele, zaman içinde tercihlerin zorunluluklara dönüşmesi.
Güzel bir gelinlik giymek, sevdiklerinle kutlamak, fotoğraf çektirmek ya da evini özenerek döşemek isteyebilirsin. Sorun, “Bunu istiyorum” ile “Bunlar olmadan evlenemem” arasındaki çizgi kaybolduğunda başlıyor. O noktadan sonra evlilik iki kişinin kuracağı hayat olmaktan çıkıp tamamlanması gereken uzun bir şartlar listesine dönüşebiliyor.
Evlilik ne zaman bir projeye dönüştü?
Bir insanla karşılaşıyoruz. Konuşuyoruz. Anlaşıyoruz. Belki uzun zamandır ilk defa birinin yanında kendimizi güvende hissediyoruz. Sonra ciddi düşünmeye başlıyoruz.
Tam burada iki kişinin birbirine dair konuştuğu meselelerin yanına salonlar, markalar, mobilyalar, altınlar, organizasyonlar ve ailelerin beklentileri ekleniyor. “Nasıl bir hayat kuracağız?” sorusunun yerini yavaş yavaş “Düğünü nerede yapacağız?”, “Ev hazır olmadan olur mu?”, “Bizim ailede böyle yapılır” gibi sorular alıyor.
Bunların bazıları gerçek ihtiyaçlar. Ama hepsi değil. Belki asıl mesele de burada: İhtiyaçlarla adetleri, adetlerle hevesleri, heveslerle zorunlulukları birbirine karıştırıyoruz.
“Bir kere evleniyorum” cümlesi neden bu kadar güçlü?
Düğün hazırlıklarının en etkili cümlelerinden biri “Bir kere evleniyorum.” Bu cümle normalde pahalı bulacağımız bir şeyi, gereksiz göreceğimiz bir organizasyonu ya da başkasında görünce “Ne gerek var?” dediğimiz bir detayı bir anda makul hâle getirebiliyor.
Ama tam da burada tersinden bir soru sorabiliriz: Madem bir kere evleniyoruz, neden o bir kerelik gün için evliliğin ilk yıllarına taşınacak yükler oluşturuyoruz? “Bir kere evleniyorum” daha çok harcamak için olduğu kadar bazı şeylerden vazgeçebilmek için de kullanılabilecek bir cümle aslında.
Bir kere evleniyorum; o hâlde başkasının düğününü yaşamama gerek yok. Bir kere evleniyorum; o hâlde ailelerin birbirine ne göstereceğinden önce bizim nasıl bir hayat kurmak istediğimiz önemli. Bir kere evleniyorum; o hâlde düğünden bir gün sonra da devam edecek hayatı, düğün gününden daha fazla düşünmek istiyorum.
Sosyal medya düğün beklentilerimizi değiştirdi mi?
Eskiden insanın karşılaştırma alanı daha küçüktü. Akrabasının düğününü, arkadaşının evini, çevresindeki birkaç örneği görürdü. Şimdi bir akşam telefon ekranında yüzlerce evlilik teklifi, isteme, nişan masası, kına konsepti, dış çekim ve balayı görebiliyoruz.
Bunların her biri tek tek bakıldığında masum görünebilir. Fakat sürekli maruz kaldığımızda istisnalar standartlaşmaya başlıyor. Dün “Ne gerek var?” dediğimiz şey bugün “Galiba herkes yapıyor”a, yarın ise “Ben yapmazsam eksik mi olur?”a dönüşebiliyor.
Sosyal medyanın güçlü etkilerinden biri de bu: Bize yalnızca ne isteyebileceğimizi göstermiyor, neyi normal kabul edeceğimizi de değiştiriyor. Üstelik ekranda gördüğümüz şey çoğunlukla bir evliliğin kendisi değil; onun en fotojenik birkaç saati.
Mesele sadece para değil
Düğün ve ev kurma beklentilerinin maddi tarafı çok görünür olduğu için ilk onu fark ediyoruz. Fakat görünmeyen başka bir maliyeti daha var: evliliğe başlama eşiğini yükseltmek.
Evlenmek için zihnimizde ne kadar çok ön koşul varsa, “hazır olmak” da o kadar zorlaşıyor. İyi bir eş adayı yetmiyor; belirli bir gelir, belirli bir ev, belirli eşyalar, belirli bir düğün, belirli miktarda altın ve belirli standartlarda bir balayı gerekiyor.
Bunların bir kısmı kişinin hayat şartlarına göre son derece makul olabilir. Sorulması gereken başka: Bunların hangisi gerçekten benim için vazgeçilmez, hangisini ise çevrem vazgeçilmez olduğuna inandırdı?
Gelenekler kötü mü?
Hayır. Bu mesele “Bütün gelenekleri bırakalım” meselesi değil. Gelenekler aidiyet verebilir, aileleri birbirine yaklaştırabilir ve önemli bir dönüm noktasını birlikte kutlamanın güzel yollarını sunabilir.
Sorun gelenek değil; sorgulanamaz hâle gelen gelenek. “Biz böyle yapıyoruz” cümlesinden sonra konuşma bitiyorsa, iki kişinin kurduğu yeni ailenin ihtiyaçları ikinci plana düşebilir. Her çift bazı gelenekleri devam ettirebilir, bazılarını değiştirebilir, bazılarını ise hiç yapmayabilir.
Düğün istemek yüzeysellik mi?
Hayır. Güzel bir düğün istemek, gelinliğine özenmek, sevdiklerinle kutlamak ya da fotoğrafları önemsemek yüzeysellik değildir. Mesele bunlardan vazgeçmek değil; bunların hayatımızdaki yerini bilmek.
Bir şey güzel olduğu için yapılabilir. Ama yapılmadığında evliliği değersizleştirmemeli. Sade bir düğün iyi bir evlilik garantisi olmadığı gibi görkemli bir düğün de kötü bir evlilik göstergesi değildir. Asıl soru şu: Bu düğünü biz mi seçiyoruz, yoksa seçmek zorunda olduğumuzu mu düşünüyoruz?
Evlilik hazırlığında kendine sorabileceğin 5 soru
1. Bunu gerçekten biz mi istiyoruz, yoksa ailemiz, arkadaşlarımız veya sosyal medya nedeniyle mi önemli görünüyor?
2. Bunu yapmazsak evliliğimizden gerçekten ne eksilir? Cevap yalnızca “ayıp olur” veya “herkes yapıyor” ise tekrar düşünmeye değer.
3. Bunun bedelini yalnızca bugün mü ödeyeceğiz, yoksa borç, stres veya aileler arasında gerilim olarak evliliğin ilk aylarına taşınacak mı?
4. Aynı parayı ve enerjiyi düğünden sonraki hayatımız için kullansak hangisini seçerdik?
5. Kimse görmeyecek olsaydı yine bunu ister miydik?
Belki de “neden evlenemiyorum?” sorusuna bir soru daha eklemeliyiz
Evlenememeyi konuşurken çoğu zaman kendimize dönüyoruz: “Bende ne eksik?”, “Çok mu seçiciyim?”, “Yeterince güzel değil miyim?”, “Çok mu geç kaldım?”, “Bağlanma problemim mi var?”
Bazen bunların bazılarını gerçekten konuşmak gerekebilir. Ama bütün sorumluluğu bireyin omzuna yüklemek de doğru değil. Bugün evlilik; ekonomik şartların, aile beklentilerinin, kültürel ritüellerin ve sosyal medyanın çevrelediği büyük bir yapı.
Bu yüzden zaman zaman şöyle de sormalıyız: Evlenmek gerçekten zorlaştı mı, yoksa biz evlenmeden önce tamamlanması gerekenler listesini mi çok büyüttük? Herkes için cevap aynı değil. Ama insan kendi listesini bir kez masaya yatırdığında bazı maddelerin gerçekten kendisine ait, bazılarının ise farkında olmadan devraldığı beklentiler olduğunu görebilir.
Belki de evlilik yolunda hafiflemenin başlangıcı düğünden vazgeçmek değil; evliliğin etrafına ördüğümüz zorunlulukları yeniden seçebilmek. Çünkü düğün biter, fotoğraflar albüme girer, çiçekler solar ve iki kişi baş başa kalır. Asıl hikâye de tam orada başlar.
Sık sorulan sorular
Düğün masrafları evliliği geciktirir mi?
Bazı çiftlerde evet. Özellikle evlenmeden önce tamamlanması gerektiği düşünülen maddi şartlar arttıkça, evliliğe başlama eşiği de yükselebilir. Ancak her çiftin ekonomik şartları ve öncelikleri farklıdır; belirleyici olan ihtiyaçlarla sosyal beklentileri ayırabilmektir.
Düğün yapmak istememek normal mi?
Evet. Büyük bir düğün istememek de istemek kadar kişisel bir tercihtir. Nikâh, küçük bir kutlama veya daha geniş bir organizasyon arasında tek bir doğru yoktur.
Ailelerin düğün beklentileriyle nasıl başa çıkılır?
Önce çiftin kendi önceliklerini netleştirmesi, ardından ailelerle neyin önemli, neyin esnek olduğunu açıkça konuşması yardımcı olabilir. “Biz böyle yapıyoruz” ile “Biz böyle yapmak istiyoruz” arasındaki farkı görmek önemlidir.
Sosyal medya evlilik beklentilerini gerçekten artırıyor mu?
Sürekli benzer içeriklere maruz kalmak, daha önce özel veya istisnai görünen şeylerin normal ve gerekliymiş gibi algılanmasına yol açabilir. Bu yüzden sosyal medyada görülen düğün estetiğini evliliğin asgari standardı gibi okumamak gerekir.
Evlilik için her şeyin hazır olması gerekir mi?
Temel güvenlik ve sürdürülebilirlik elbette önemlidir. Fakat “hazır olmak” kavramı sınırsız biçimde genişletildiğinde evlilik sürekli ertelenen bir hedefe dönüşebilir. Çiftin kendi temel ihtiyaçlarını, tercihlerini ve çevreden gelen beklentileri birbirinden ayırması daha sağlıklı bir çerçeve sunar.


Yorumlar